|

Çocukluğundan bu yana ahşapla iç içe yaşamış olan Ali BALLI

Ahşap oymacılığı sanatı yaşamın en güzel ifade biçimlerinden biridir.
Doğadan alınan insana geçer, usta ellerde hayat bulur yeniden.
Doğadan alınan insana geçer, usta ellerde hayat bulur yeniden.

Duygularını ifade etmek  zor gelir insana çoğu zaman. Kimi kağıda kaleme 
sarılır, kimi içine atar. 
Kimiyse duygularını işler  nakış nakış; gönlünden geçeni, dert olanı, 
sevinç olanı dile getirir sessizce. 
Aslında yaşamın kendisidir ortaya koyulan. Yaşam  tüketilmez, yaşam üretilir.
Kimi bakırı dost edinir kendine, kimi kalayı, kimiyse ahşabı yaşamı üretirken. 
İşte ahşabı dost edinmiş,
 ahşabın tozu dumanı ile büyümüş bir zanaatkara ses vereceğiz 
Esnaf Köşemizde bu sefer.  
Çocukluğundan bu yana ahşapla iç içe yaşamış olan Ali BALLI.dan 
bir zanaatın önemini ve bir zanaatçının  
sorunlarını, 
beklentilerini  dinleyeceğiz. 
Ahşap oymacılığı sanatı ile uğraşan Ali BALLI, Adana mobilyacılar 
sitesinde  faaliyet gösteriyor.
 Mesleğini ustasından öğrendiğini söyleyen Ali  Usta, 
30 yıldır icra ediyor sanatını. 
Sanatını severek yürüttüğünü ifade eden Usta, 
işiyle ilgili şu bilgileri aktarıyor:

"Eski ahşapları temizleyip, işledikten sonra mobilya ya da dekorasyon 
ürünü haline getiriyorum. 
Tamamen el işçiliği yapıyorum. Sipariş üzerine de çalışmalar yürütüyorum. 
Yaptıklarım arasında berjer.klasik.avangard koltuklar. yatak ve yemek odası.
ve çeşitli aksesuarlar ayna gibi çeşitli ürünler yer alıyor"
"El sanatları korunmalı ve yaşatılmalı"

Sohbetimiz esnasında Ali BALLI Usta’nın Meslek hayatının 
çok eskilere dayandığını söyleyen Ali Usta, 
ahşabın içinde doğduğunu söylüyor. Kendisinin de sanatı öğrenmek 
isteyenlere 
elinden geldiğince 
yardımcı olduğunu ifade ediyor
 ve birkaç kişiyi meslek sahibi edindirdiğini de sözlerine ekliyor.

Fakat mesleği yaşatmak için sadece kendi imkanlarını zorlamanın 
yeterli olmadığını da ekliyor peşi sıra.
 Ahşap oymacılığı sanatının sürmesi için elinden geldiğini, 
bildiklerini yeni nesillere aktardığını  söyleyen Ali Usta, 
mesleğinin geleceği ile ilgili şu kaygıları dile getiriyor: 

"Çalışmalarımızı kendi imkanlarımızla sürdürüyoruz. 
Zorlandığımız zamanlar oldu. 
Örneğin, 2001 krizinde devalüasyonun etkisiyle küçülmek zorunda kaldık.
 Aslında yerimiz daha büyüktü. 
Buraya taşındık. Yani ileri gidemediğimiz gibi aksine geri gittik. 
Mesleğimizi sürdürmek isteyen 
gençlerimize daha rahat yardımcı oluruz.
 Bunun yanı sıra sosyal güvencemizin sağlanması da çok önemli. 
Çünkü ahşabın tozu toprağı arasında çalışmak kolay değil."

Sanatkarların kolay yetişmediğini ifade eden Ali Usta, 
Osmanlı döneminde yapılan oymaları günümüze taşıdıklarını söylüyor 
ve "Zamanında o sanatkarlara imkan tanınmasaydı bu sanat bugüne taşınamaz 
dolayısıyla bizlere kadar ulaşamazdı. 
 Şimdi bize de imkan tanınsın ki,  bu sanatı yaşatalım, geleceğe aktaralım. 
Devletin bu sanatı geçmişten alıp geleceğe aktaran bir iletki olması lazım.
 Ben kendimde bu sorumluluğu görüyorum. Ama her şeyi kendiniz yapmaya 
çalıştığınızda yetişemediğiniz yerler oluyor" diyor.

"Ahşap insanın dostudur"
Yalnızca el işçiliği üzerine çalıştığını söyleyen Ali Usta 
müşteri potansiyeli ve insanların bu sanata ilgisi hakkında şunları aktarıyor: 
"Sitelerde modüler mobilya yapan yerlerde de ahşap oymacılığı yapılıyor. 
Ama yeni tarzda ve  kalıp olan oymalar yapılıyor. 
Sipariş üzerine çalışmıyorlar. Oysa biz kağıda çizilen her şekli yaparız. 
Bizim bu yeteneğimiz var. 
Bu yüzden bu işten gerçekten anlayan, hak ettiği değeri veren 
 insanlar bizi arayıp buluyor.

Ahşaba yönelik ilgi arttı. Çünkü ahşabın değeri anlaşıldı. 
Ahşabın insana yakın, 
insana  dost olduğu artık daha iyi biliniyor. 
Günümüzde hemen hemen her nesnede katkı maddesi var. 
Ama ahşap canlı bir ağaç. 
Nefes alan, yaşamını sürdüren bir madde. 
Bu yüzden ahşaba olan ilgi ve  talep biraz daha fazla."

Tek isteği destek ve imkan sağlanması

Mesleği ile ilgili sorunları sorduğumuzda sorunların bitmediğini
ama çok aşırı 
sorunlarının olmadığını ifade ediyor Ali Usta. 
Yalnızca el işçiliğine dayalı bir mesleği olduğu için harcadığı zamana ve 
emeğine oranla eline geçenin yeterli olmadığını söylüyor. 
Son olarak Ali Usta’nın ülkemizde yaşanan gelişmeler hakkında 
görüşlerini almak istiyoruz. 
Ekonomide yaşanan gelişmelerin ve Avrupa Birliği üyeliğinin kendilerine 
nasıl yansıyacağını soruyoruz.
 Ali Usta şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Bir vatandaş olarak ülkemizde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
 Bu bizim vatandaşlık görevimiz.
 Benim gözlemlediğime göre bir belirsizlik söz konusu. 
Yarının ne olacağı belli değil.
 İnsanlarda tedirginlik var.
 Bu tedirginlik işlerimize durgunluk şeklinde yansıyor.

Avrupa’da zanaatkarlara çok değer veriliyor. Oraya gidip, 
gören insanlardan öğreniyoruz ki bu işle 
uğraşan insanlara çok saygı duyuluyor.
 Bir öğretmen 5000 frank alırken, sanatkara 15-20 bin frank veriyorlar. 
Saygı ve itibar gösteriyorlar. 
Bu nedenle Avrupa Birliği üyeliğinin 
dışarı açılmamız noktasında iyi olacağını düşünüyorum.

Yorum Yapınız