|

AHŞAP KÜLTÜRÜ NEDİR?

RÖNESANS MOBİLYA
Cevdet Talat UÇAN

RÖNESANS MOBİLYA Cevdet Talat UÇAN

RÖNESANS MOBİLYA Cevdet Talat UÇAN


Cikoğlu tasarımdan Namı değer Cevdet Talat UÇAN Üstad.Yaptığı el oyması sütun ile Tam not aldı.Osmanlılarda ağaç işçiliği ile uğraşan sanatkârlara verdikleri isim bilinmemekle beraber bazı belgelerde “Nahhat” sözcüğü ile karşılaşılmıştır. Osmanlı padişahları Avrupa’da ve İslam saraylarında olduğu gibi şair, müzisyen ve bilginleri himayesinde toplamış, her türlü süsleme sanatlarıyla ilgili sanatçıyı da saraya bağlı ve maaşlı olarak çalıştırmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetildiği yer olan Saray-ı Cedit yani Topkapı Sarayı, sanatsal faaliyetlerin de kaynağı olmuştur. Çeşitli bölüklerden oluşan ve Ehli-Hiref adı altında toplanan bu sanatçılar saray örgütünün “kapıkulu” olarak isimlendirilen kesimindendi. Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim’in padişahlık yıllarında varlığı anlaşılan Ehli-Hiref örgütünün Kanuni Sultan Süleyman’ın kırk yıllık saltanatı süresince en parlak dönemini yaşadığı arşivlerde belirtilmektedir. Kanunî döneminde sayıları 598 olan Ehli-Hiref mensupları 1566 yılında 636’ya ulaşmıştır. Bu dönemde örgütte dikkati çeken özelliklerin başında “Cemaat-i Rum” ve “Cemaat-i Acem” olmak üzere ikiye ayrılmış olmaları gerekmektedir. III. Murat döneminde Ehli-Hiref’in tek bölük halinde birleştirilip sözü edilen ayrımın ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Osmanlı süsleme sanatı açısından tarihsel olarak en önemli sanatçı topluluğu nakkaşlardır. Osmanlı sanatının motif dağarcığı süsleme üslupları bu sanatçıların çalışmalarıyla yaratılmıştır. Ağacın, günlük yaşantıda kullanılmaya başlanması başta mimari olmak üzere, süsleme ve eşya yapımında yepyeni bir sanat dalını gündeme getirmiştir. Ancak doğanın belirli bir zaman sürecinde, ahşabı yok etmesi çok sayıda ahşap eserin günümüze ulaşmasını engellemiştir.
Kültürel anlamda önemli eserlerin toplanması ve sergilenmesi konusunda verilmesi gereken özverinin azlığını görmekteyiz. Kültürümüzün tarihimizin, küflü raflarda tarihin tozlu sayfalarına karışmasına izin vermek yapabileceğimiz en büyük hatadır. Bazı hatalar vardır ki asla bahane kabul etmez. İnsanlar belki aç yaşayabilir belki parasız durabilir. Ama özgürlüğünden ödün vermek istememelidir. Bir milletin özgürlüğünün mihenk taşlarından biri de kültürdür. Kültüründen yoksun milletler, özgürlüğünü kaybetmeye mahkumdur.
Tarihi canlandırmak geçmişle gelecek arasında en sağlam köprüyü kurmaya benzemektedir. Tahtaların fazlalığı eserleriyle tahtalarının kaliteleri ise eserlerin gerçekçi bilgileriyle ölçülmektedir. Gelecek de çözüm üretemeyen ya da ürettiği çözümü sağlıklı bulamayan kişi köprüden geçerek çözümleri geçmişte arayabilir. Bir Ahşap ustası istediği her an geçmişe dönebilmeli, sorunlara özgün çözümler üretebilmelidir.

Etiketler:

Yorum Yapınız